CAN@N

Bundan bir kaç zaman önce, bizim WOWturkey.com'daki hanim üyelerden birisi nasıl olduysa benim adresimi eline geçirmiş. Computeri açıp internette MSN girmemle birlikte önüme *al beni listene* diye mesaj penceresi açılıveriyor. Ben tabi alışkanlıkla, *eyvah acaba gene ne ceviz kirdim ?* merakıyla hop-mop derken telaştan okey’e basıveriyorum. Gerçi sayfayı açmasına acıyorum da, gene de bir taraftan acaba neyin nesi, kimin fesi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. *Bıktım Allah'ım su virüslü hatunlardan hepside gelir beni bulur* diye düşünüyorum.

Geçenlerdede gene böyle birisi gelmiş *Bak Selçuk beni listene almazsan: Valla ne yapar-yapar, bulur-buluşturur, sana *I love you - Virüsü* gönderirim, *bana yar olmadın başkasında yedirmem seni* diye tehdit edince ödüm patlamış, günlerce internete giremediğim gibi, adimi, soyumu-sopumu hatta en sevdiğim nick'imide değiştirmek zorunda kalmıştım. Oda para etmeyince computerimi bastan aşağı formatlamak zorunda kalmış hatta evrakı metruk eden bir hayli zayi etmiştim.

Her neyse, Allah yardim etti, beni istemeye gelen *kısmetim* hiç tahmin ettiğim gibi münasebetsiz birisi çıkmadı. Efendim ismi Can@n olan bu cana yakin hanımla, biz ikimiz, başladık resmin, fotoğrafın detayları hakkında sohbete, Boğaz'dı-Kızkulesi'ydi, Kumkapı'ydı-Ortaköy'dü, o makine senin – bu makine benim derken: Kanımız birbirimize isindi, muhabbet koyulaştı. Artik her konuda çekinmeden konuşur olmuştuk.

Tanışalı aradan kısa bir zaman geçmesine rağmen Can@n artik bana tamamen güvenmeye başlamış, yazdıklarını hiçbir zaman, hiç bir sebeple, başka birisine forward etmeyeceğime bütün kalbinle inanır olmuştu. İtiraf ediyorum, ben de bu kadının megahertz’i karşısında etkilenmeye başlamıştım. Sanki bakışları beni delip geçiyor ve içimin en derinlerini, boydan boya scan ediyordu. Adeta göklerde, bulutların altında, üstünde, hatta aralarında uçuyor, bir buluttan ötekisine atlıyor, sıçrıyordum.

Evet, Can@n’da çoklu ortamlar da dahil olmak üzere, her ortamda beni mesut edebilecek bir kadın bulmuş ve kendisine ilk gördüğüm anda format’lanmıştım. Can@n bana öyle sabit bir sistem transfer etmişti ki artik gözlerim başka birisini görmez olmuş ve kendi kendime, bundan böyle hiçbir komutun, bizi birbirimizden ayıramayacağını düşünmeye başlamıştım.

Ne olmuştu bana birden böyle ? Bu kadının hardware’i beni adeta büyülemiş miydi, yıllardır benim için mühim olan *software güzelliğidir* diyen benim gibi bir adam, her şeyi aniden unutmuş, sanki uykuda gezer gibi akıntıya kapılarak, peşi sıra sürükleniyor muydu ? Artik bu kadına yavaş yavaş ram’ımın almayacağı kadar, zip’ ine zap’ina bakmadan, umursamadan bağlandığımı hissediyordum.

Bir aralık Can@n yanıma yaklaşıp *Gel buraya Selçuk, bak kulağına ne söyleyeceğim ?* diyince: Ben tabi saf oğlanlar gibi hemen tıpış tıpış istediğini yapıyorum. Aman Allah'ım, Can@n bir taraftan boynuma sarılıp, zaten parfümüyle sarhoş olmuş benim, birde *kulakmeme'me* dudaklarıyla değince ben hepten sapıtıyorum. Ayaklarım yerden kesiliyor. 
 >>> 2. sayfa

 

 

 Selçuk Aral - 23/12/05  

Can@n

Anasayfa | Portfolyo | Kısa Kısa | Forum | Iletisim | English?
  
  Copyright ©
Mehmet Sina Demiral - 2005 / Istanbul Sitedeki fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu Mehmet Sina Demiral’a aittir. Fotoğrafların sahiplerinden izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.