80'LERİN BAŞINDA OKULU KIRARAK ADA VAPURUYLA YAPILAN BİR GEZİ...

Şehir hatları vapurlarının, İstanbul’da ilk gençliklerini yaşayanların hatıralarında da çok önemli bir yeri vardır. İstanbul’da lise öğrenimi görüp de, en az bir kez olsun sınıfça okulu kırarak Ada’ya kaçmayan biri var mıdır acaba?

Genellikle lisedeyken, mevsim Nisan’ı (bazen havaların ısınması gecikerek Mayıs’ı) bulup da havalar hafiften ısınmaya, insanın içi kıpırdanmaya başlayınca, akla hemen okulu kırma düşüncesi yerleşirdi... Derhal son derslerden birinde ayaküstü plânlar yapılır, hafta içi bir gün kararlaştırılır ve bu kaçış plânı (!) tahtaya iri puntolarla yazılan bir tarihle bütün sınıfa duyurulurdu. Tarihin altına da gelecek olanların isimleri alt alta yazılırdı. Bizim zamanımızda liselerin sınıf mevcutları ortalama 55-60 arasında değişirdi. Ve bu liste, sınıfın en az dörtte üçünü kapsardı. Gelemeyecek olanlar, ya inek olarak tabir edilen ders delileri, ya o gün gerçekten önemli işi-gücü olanlar, ya da birkaç hanım evlâdından oluşurdu. 40-45 rakamına ulaşılınca, derhal teneffüste işbölümüne geçilirdi. Kimin hangi yiyecekleri getireceği (o yıllarda hazırdan yemezdik biz, önceden tedarik edilen 5-6 kilo etle yapılacak ızgara köfte harcının hazırlanması, genellikle sınıfın becerikli kızlarının üzerine yıkılırdı), ızgaraları ve kömürleri kimlerin ayarlayacağı, kimin kaset ve kasetçaları yanına alacağı, para işlerine kimlerin bakacağı ve her şeyden önemlisi, Ada yolculuklarının olmazsa olmazı, vurmalı müzik aletlerinin kimler tarafından getirileceği kararlaştırılırdı. Bunlar, yaklaşık bir buçuk saatlik vapur yolculuğu sırasında kızlı-erkekli eğlencenin yardımcı elemanları olup, iki darbuka, bir bongo ve iki ritim tefinden ibaretti (kimi zaman, sınıftaki bazı enteresan arkadaşların, bu toplama orkestraya, tahta kaşık ve hatta akordeon ile eşlik ettiği zamanlar da olmuştur).

Seyir-Hidrografi ve Oşinografi Dairesi’nin radyoda yayınladığı haftalık deniz raporlarının takip edilmesiyle, en uygun gün seçilirdi Ada yolculuğu için... (Düşünebiliyor musunuz? O yıllarda amma da ciddi ciddi gezi programı düzenlenirmiş!... Sanırsınız, sınıfça Ada’ya gidilmeyecek de, sekiz günde Pasifik aşılacak!) Denizin mutedil dalgalı (!) olduğu bir günde karar kılındıktan sonra, bu sır kesinlikle etrafa yayılmazdı. Daha doğrusu sınıfın dışına sızdırılmazdı. Yoksa kararlaştırılan gezi gününün idealist bir hocanın kulağına gitmesi demek, hocanın da bir karşı atakla, ekstradan bir sözlüyü haince bir zevkle o güne denk getirmesi sonucunu doğururdu çoğu kez, aman kaçamayalım diye...

Kaçılacağı günün sabahı 8:00’de herkes Aksaray Pertevniyal Lisesi’nin ana kapısının önünde toplanırdı. Elbette ki, kızlar üniformalı, erkekler de lâci-gri ceketleri ve de kravatlarıyla!... Yoksa evden sabah sabah günlük kıyafetlerle okula çıkmak, evlerde küçük çaplı bir krizin yaşanmasına zemin hazırlar, kaçıştan ebeveynlerin haberdar olması, tabiri câizse, işin piç olmasına sebep olurdu... Kapıda alelacele formalar çıkartılır, kravatlar ceplere sokuşturulur, ceketler omuzlara atılırdı... Bütün sınıf kapıda buluşunca, hemen “Bayazıd-Çarşıkapı-Çemberlitaş-Sultanahmed” yoluyla Sirkeci’ye inen körüklü bir İETT otobüsü beklenir ve gelince güruh halinde araca doluşulurdu. Yaklaşık on beş dakikalık bir yolculuktan sonra, Sirkeci’de Gar’ın önündeki durakta inilir ve kafile halinde, herkesin elinde taşımakla sorumlu olduğu, içi ızgara, et, darbuka, kasetçalar, domates, soğan, tef ve fotoğraf makinesi türünden aparatlar dolu torbalar olduğu halde, koşar adımlarla “Sirkeci-Adalar Vapur İskelesi”ne doğru gidilirdi. Amaç, Adalar’a o sabah ikinci kalkış olan, 8:30 vapur seferine yetişebilmek!... Havaların güzel olmasının verdiği asilikle, vapur iskelesinin önü, bizler gibi güruh halinde okulu kırarak buraya gelmiş başka okul gruplarına karışırdı. 8:30 seferi, erken ve ters yol olmasına rağmen, mevsimin ilkbahar olmasının vermiş olduğu canlılıkla tıka-basa dolardı. Hem de hafta içi... Zaten vapurun yolcularının istisnasız yüzde sekseni de, o gün okullarını kıran yeni yetmelerden oluşurdu.  
>>> 2. sayfa

 Akın Kurtoğlu   13/12/05  

         80'LERİN BAŞINDA OKULU     KIRARAK ADA VAPURUYLA YAPILAN BİR GEZİ...   

Anasayfa | Portfolyo | Kısa Kısa | Forum | Iletisim | English?
  
  Copyright ©
Mehmet Sina Demiral - 2005 / Istanbul Sitedeki fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu Mehmet Sina Demiral’a aittir. Fotoğrafların sahiplerinden izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.