80'LERİN BAŞINDA OKULU KIRARAK ADA VAPURUYLA YAPILAN BİR GEZİ...

Neyse... Vapur Haydarpaşa açıklarındayken, ritim kulağı olan kabiliyetliler, darbukaları ve diğer o akıllara ziyan sesler çıkartan materyalleri ellerine alırlar ve kalan 1 saat boyunca hep bir ağızdan söylenen şarkılara eşlik ederlerdi. Bahsettiğim şarkı ve türküler de, şimdilerde olduğu gibi pop öyle fazla tutulan bir tarz olmadığı için, o yılların hitleri olurdu çoğu kez: "Bu gece barda, gönlüm hovarda...", "Dane dane benleri var yüzünde...", "Elmaların yongası... ", "İndim havuz başına..." Nedense, ellerine darbuka tutuşturulanlardan birisi de mutlaka ben olurdum sınıfta... Halbuki sülâlemizde çingenelik falan da yok ama, anlaşılan ritim kulağım diğerlerine nazaran bir adım öndeydi ki, ses kirliliğine katkıda bulunanlar arasında tercih edilirdim hep bu gezilerde!... E, tabi hesapta Nesrin'e hava atma durumu da söz konusu, hiç kaçırır mıyım bu tarzdan bir etkinliği? Bir süre sonra bu adı geçen ses kirliliği, vapurun diğer bölümlerinde de konuşlanmış olan başka kaçak okul grupları tarafından üretilen ve de türetilen müzik seslerine karışır, gürültüden kimse kimseyi duymaz olur, fıkır-fıkır olanlardan bazıları ortaya çıkar, sıraların arasında göbek atmaya başlardı. Bu arada Ada gezisinin normal bir gezi olduğunu zanneden zavallı turistler de, önce bu eğlenceye bir mânâ veremez, soran gözlerle çalıp oynayan gençlere bakarlar, bir süre geçtikten sonra ise, kendilerine doğru serpintisi gelen bu gençlik enerjisinden nasiplerini alarak, eğlenen bu gruba katılmaktan çekinmezlerdi (Katılan turistler de daha çok, ritimleri ve müzikleri bizlere oldukça benzeyen ülkelerin fertlerinden olurdu çoğu kez: Araplar, Yunanlılar, İsrailliler, İspanyollar...). Bu an da çoğunlukla ellerindeki fotoğraf makineleriyle belgelenirdi. Hatta bizim arkadaşlarla vapurun ortasında göbek atarlarken, bu turistlerin bizlere fotoğraflarını çektirdiklerini daha dün gibi hatırlıyorum...

Vapurun içinde oluşan ve dışarıya da taşan gürültü ve müzik sesi, yanımızdan geçen normal (!) vapurlardakilerin hep bizim gemiye doğru bakmalarına sebep olurdu... Vapur ilk iskelesi olan Kadıköy’e yanaşırken, müzikler daha bir kuvvetlenirdi. İskeledeki ve kıyıdaki insanların dikkatlerini çekmek, “Oooohhh...Amaaaaan! Bakın bakın, biz ne kadar da çok eğleniyoruuuuz! Siz salaksınız ya, öyle bir başınıza sahilde bankta oturuyorsunuz!” kıskandırmasının vermiş olduğu haince bir zevkten ötürü müydü acaba? Kesin öyleydi!... Milletin çok da umurundaydı sanki... Kaldı ki Kadıköy halkı (bilhassa sahile yakın olanlar) bu hengâmeyi her gün kim bilir kaçar defa görüyorlardı kıyıdan ve onlar için ne kadar da normaldi...

Vapur Kadıköy’e istiap haddini kat kat aşmış salkım-saçak bir vaziyette yanaşırdı. İskeleden vapura binenlere artık ne boş sıra kalmıştı, ne de ayakta duracak bir yer... Vapurun her santimetrekaresi dolu olduğu için bu yeni binen grup, ilk binenlere nazaran daha bir garip kalırlardı içeride...

Sırasıyla, “Kınalı” ve “Burgaz” geçildikten sonra “Heybeli”ye yaklaşılınca, herkes kendilerine zimmetlenmiş torbalarını ufaktan toparlar, beraberce alt kata inilir ve “Heybeli”de iskeleye çıkılırdı. O yıllarda bizim favori adamız; “Heybeli”ydi. Diğer iki ada daha küçüktü. “Büyükada” ise daha bir şehirvâri gelirdi bizlere... Bu yüzden en uygunu daima “Heybeli” olurdu. İskeleden inilince, hemen yolun yanında tek sıra halinde bekleyen faytonlardan birkaçı tutulur, çamlıkların arasından “Değirmen” mevkiine doğru yola çıkılırdı. Herkesin harçlığı belli ve kısıtlı olmasına rağmen, o güne özel olarak, paralar keyfince harcanırdı... O gün özel bir gündü... Okul kırılmıştı. Var mıydı bundan ötesi?!...   
1. sayfa <<<  2. sayfa <<<           >>> 4. sayfa

 

 Akın Kurtoğlu   13/12/05  

         80'LERİN BAŞINDA OKULU     KIRARAK ADA VAPURUYLA YAPILAN BİR GEZİ...   

Anasayfa | Portfolyo | Kısa Kısa | Forum | Iletisim | English?
  
  Copyright ©
Mehmet Sina Demiral - 2005 / Istanbul Sitedeki fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu Mehmet Sina Demiral’a aittir. Fotoğrafların sahiplerinden izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.